Create a free blog, web site, photo album, guestbook, earn money, share things with your friends!
Login | Sign Up 
Yaşam bize sunulmuş bir armağandır!

Herkes anne baba olmayı hak etmiyor

Herkes anne baba olmayı hak etmiyor


Herkes anne baba olmayı hak etmiyor.Bu akşam star haber de Uğur Dündar'ın sunduğu haber bültenini izlerken donduk kaldık ailece.Gözlerine bakmaya kıyamayacağınız güzellikte bir kız çocuğu öz annesi ve birlikte yaşadığı ya da şimdiki kocası tarafından her gece yalnız evde bir başına bırakılıyormuş.Daha küçücük olan bu zavallı kız aç yara bere içindeydi.Tek başına korkudan gözleri yuvasından fırlamış,bir yandan güzel güzel polis amcalara bilgi veriyordu ama  o konuştukça biz ağlamaya başladık.Evdeki köpek acıkınca yemek veriliyormuş ama buna yemek vermiyorlarmış açmış.Yattığı yeri gösterdi incecik bir minder gibi bişi açıyor yatak gibi bişi oluyor yatak bile değil.Mahvolduk izlerken..


Nedir işin gerçek yüzü öğrenilecek elbette.Bu arada haber bitiminde Sn.bakan Nimet Çubukçu konuyla ilgileneceklerini söyledi canlı bağlanarak.


Bir anne nasıl olurda yavrusunu her gece tek başına bırakır sabahlara dek.Yoksa onun annesi de geceleri çalışmak zorunda olan insanlardan mıdır?Peki ama ya annesi kocası ya da her nesiyse aynı evde yaşayan o adamın o zavallı sabuyu acımasızca dövdüğünü farketmiyormudur?


İzlerken içimiz parçalandı  nasıl da masum masum anlatıyordu.İnsanlık ölmemiş,ihbar eden komşuları ve star kanalı,Uğur Dündar sağolsun.Bu zavallı çocuğun ruhunda açılan yaralar belki ömür boyu kalacak.Yazık değilmi  bu çocuklara.Umarım gerçek babası sahip çıkar ya da Devlet himayesine alınması  kurtuluşu olur garibin .


 

Date: 29 May 2008, Thursday
Comments (8) | Add Comment | More




Ön yargı

Ön yargı


Hepimiz yapmaz mıyız  pişmanlık duyarız zaman zaman bu nedenle,önyargıyla yaklaştığımız insanların ne kadar farklı olduklarını görür ve utanırız sonra da.Aşağıda okuyacağınız test www.antoloji.com'dan arkadaşım taser339'dan gönderilmiştir.Paylaşmak istedim,biraz da sarsmak.Ve ön yargısız yaşamayı denemeye davet etmek istiyorum hepinizi,tanımadan yargısız infaz yapmayın,etiketlemeyin insanları.


                           ÖN YARGI



1) Özürlü 8 çocuğu olan ve frengi hastası hamile bir kadına rastlasaydınız,ona kürtaj olmasını tavsiye eder miydiniz?

Bu sorunun yanıtını vermeden önce aşağıdaki soruyu okuyun.Şimdi
bir dünya lideri seçme zamanı ve sizin oyunuz da sonucu etkileyecek.

2) İşte 3 aday hakkındaki gerçekler:

1. aday: Sahtekar siyasetçilerle işbirliği içinde ve falcılara danışıyor. İki metresi olmuş. Paket paket sigara ve günde 8 ile 10 bardak martini içiyor.

2. aday: İki kere işten atılmış, öğlene kadar uyuyor. Üniversitedeyken uyuşturucu kullanmış ve her gece 1 litre viski
içiyor.

3. aday: Madalya almış bir savaş kahramanı. Vejetaryen, sigara
içmiyor.Nadiren bira içiyor ve evlilik dışı hiçbir ilişkisi
olmamış.

Tercihiniz bu adaylardan hangisi olurdu?

Önce karar verin.Kopya çekmek yok. Daha sonra aşağıdaki yanıta
bakın! ............................................

1)
1. aday: Franklin D. Roosevelt

2. aday: Winston Churchill

3. aday: Adolf Hitler

2) Ve bu arada... Kürtaj sorusuna eğer evet dediyseniz,
BEETHOVEN'I ÖLDÜRDÜNÜZ!!!

Date: 29 May 2008, Thursday
Comments (5) | Add Comment | More

Bir taksi şoförünün anısı (yazı çok güzel lütfen okuyun)‏

taksi


























Yirmi yil once gecimimi taksicilik yaparak kazaniyordum. Bir keresinde,saat

sabaha karsi 02.30'da bir yolcu aldim; adrese vardigimda,giris katindaki bir

pencerede gorulen tek isigin disinda butun bina kapkaranlikti.Bu sartlar

altinda, cogu taksi soforu bir iki sefer korna calar, birdakika bekler,

sonra ceker giderdi.

Fakat ben, tasima araci olarak yalnizca taksiye bagli pek cok fakir

insanla karsilasmistim. Eger etrafta tehlike kokusu yoksa, her zaman kapiya

giderdim. Bu yolcu belki de benim yardimima ihtiyac duyacak biridir, diye

dusunurdum kendi kendime.

Onun icin kapiya gittim ve caldim, 'Bir dakika', diye yanit verdi

zayif,yaslica bir ses. Yerde birseyin surukleyerek cekildigini

duyabiliyordum.

Uzun bir aradan sonra, kapi acildi. Onumde 80'li yaslarinda, ufak tefek bir

hanim duruyordu. Sanki 1940'larin filmlerinden cikmiscasina, emprime bir

elbise giymisti ve basina da on tarafina tul tutturulmus yuvarlak bir sapka

takmisti.

Yaninda kucuk, plastikten bir valiz vardi. Daire sanki icinde yillardir hic

yasanmamis gibi bir gorunume sahipti. Butun esyalar carsaflarla ortuluydu.

Duvarlarda saat, sus esyasi ya da tezgahin uzerinde kap-kacak yoktu. Kosede,

ici fotograf ve cam bardaklarla doldurulmus bir karton kutu duruyordu.

'Cantami arabaya kadar tasir miydiniz?' dedi. Valizi arabaya goturdum, sonra

kadina yardim etmek uzere dondum. Koluma girdi ve yavasca arabaya yuruduk.

Nezaketimden oturu tesekkur edip duruyordu. 'Bir sey degil', dedim ona. 'Ben

yalnizca anneme nasil davranilmasini istiyorsam yolcularima o sekilde

davranmaya gayret ediyorum.' *

'Ah, ne kadar iyi bir cocuksun sen,' dedi. Arabaya bindigimizde, bana adresi

verdi, sonra, 'Sehrin icinden gitmemiz mumkun mu?' diye sordu. 'Orasi

kestirme degil,' diye cevap verdim hemen. 'Benim icin fark etmez,' dedi.

'Acelem yok. Gucsuzler yurduna gidiyorum.'

Dikiz aynasindan baktim. Gozleri parliyordu. 'Ailemden kimse kalmadi,' diye

sozunu surdurdu. 'Doktor cok fazla zamanim kalmadigini soyluyor.' Yavasca

uzanip taksimetreyi kapattim.'Hangi yoldan gitmemi arzu edersiniz?' diye

sordum. Ondan sonraki iki saat boyunca sehirde dolastik. Bana bir zamanlar,

asansor isletmeni olarak calistigi binayi gosterdi. Yeni evlendiklerinde

kocasiyla birlikte oturduklari mahallede gezindik. Arabayi, genc kizliginda

dansa gittigi bir zamanlar balo salonu olan mobilya ambarinin onunde

durdurmami istedi. Arada bir belirli bir binanin veya bir kosenin onunden

gecerken yavaslamami rica edip, gozlerini karanliga icine dikerek, hic bir

sey soylemeden oylece oturup bakti. Gunesin ilk isIklari ufukta belirmeye

baslamisti ki, birden 'Yoruldum. Gidelim artik,' dedi. Sessizlik icinde

bana vermis oldugu adrese gittik. Sutunlu girisi olan alcak bir binaydi,

hastalarin iyilesmek icin gittigi saglik evlerine benziyordu. Araba durur

durmaz, iki hademe cikarak yanimiza geldi. Merak ve dikkatle kadinin her

hareketini izliyorlardi. Onu bekliyor olmaliydilar. Bagaji acarak kucuk

valizini kapiya goturdum. Kadin tekerlikli iskemleye oturtulmustu bile.

'Borcum ne kadar?' diye sordu, cantasina uzanarak.* 'Borcunuz yok,' dedim.

'Geciminizi saglamaniz gerek,' diye cevap verdi. 'Baska yolcular var,'

dedim. Neredeyse hic dusunmeden egildim ve onu kucakladim. Bana simsIki

sarildi. 'Yasli bir kadina kucuk bir mutluluk yasattiniz,' dedi. 'Tesekkur

ederim. Elini sIktim, sonra los sabah isIklarinin icine yurudum. Arkamda bir

kapi kapandi. Bir hayatin kapanis sesiydi bu. O vardiyamda artik hic musteri

almadim. Amacsizca, dusuncelerimde kaybolmus dolastim. Gunun geri kalan

kisminda hemen hic konusamadim. Ya o kadincagiz ofkeli bir sofore ya da

vardiyasini bitirmek icin acele eden bir sofore rast gelseydi? Ya ben

yolculugu reddetseydim veya bir kere korna calip sonra da cekip gitseydim?

Soyle bir yeniden gozden gecirdigimde, aklima hayatimda bundan daha onemli

yaptigim bir sey gelmedi. Hayatimizin onemli anlarin etrafinda gelistigini

dusunmeye sartlanmisizdir. Fakat onemli anlar bizi genellikle habersiz

yakalar ---baskalarinin onemsiz sayabilecegi bir bicimde guzelce paketlenmis

olarak. INSANLAR NE YAPTIGINIZI VEYA NE SOYLEDIGINIZI TAM OLARAK

HATIRLAMAYABILIRLER, FAKAT KENDILERINI NASIL HISSETTIRDIGINIZI DAIMA

HATIRLARLAR.

Bunu on gun icinde on kisiye gonderirseniz surprizli hediyeler

kazanmazsiniz. Fakat belki dunyanin biraz daha sevecen ve biraz daha

merhametli olmasina yardim etmis olursunuz.

Date: 22 May 2008, Thursday
Comments (13) | Add Comment | More

En güzel yılbaşı'm

En güzel Yılbaşı'm


Yeni bir yıla yaklaşırken geçmişte kalan bir yılbaşı gecesini hatırlamak hala içimi acıtıyor.


Bir avuç delişmen,çılgın kızın kahkahalarıyla çınlattığı kiminin dansöz gibi zil takıp oynadığı,kiminin  üzüntüsünü rakı kadehlerinde boğmaya çalıştığı,kimilerinin konken ve yanık çevirdiği O gece anılarımda hala taptaze.


Cebimizde umutların,gözümüzde pembe gözlüklerin olduğu,rütbe,statü,mevki,makam,etiket,çıkar ilişkisi,dost kazığı, aşk acısı nedir bilmediğimiz o yıllarda herşey ne kadar güzelmiş.


Düşündükçe şaşkınlığım daha da artıyor bizim hiç kavgamız olmamış,hiç küsmemişiz her günü her dakikayı birlikte geçirmiş,sevinçler mutluklar gibi acılarıda üzüntüleri de paylaşmış,bölüşmüşüz.Dün gibi hatırlıyorum Saba'nın ailesi parçalanır,anne ve babası boşanırken bizler o çaresizliği nasılda kenetlenerek yaşamıştık.Dualar etmiştik bir mucize olması için ;Saba ve kardeşinin değil sanki ayrılan bizim anne ve babamızdı.


Neleri paylaşmadıkki birlikte; ilk aşk, ilk heyecan,ilk hayalkırıklığı,ilk gönül yarası ,aile sorunları,kuşak çatışmaları,maddi sorunlar..Birlikte ne çok şey yaşamışız acısıyla tatlısıyla ama birbirimizi hiç kırmamışız ne tuhaf incitmemişiz,örselememişiz.


O gece o beyaz apartmanın teras katında havai fişekler atarken neşeli kahkahalarımız çınlatıyordu yeri göğü.Sabaha karşı kim nereyi bulduysa kıvrılıp uyuduğu ve kızkıza geçirdiğimiz o yılbaşı gecesi hayatımın en güzel yılbaşı gecesiydi.Kısa süre sonra Saba'nın annesi ve babası boşandı ve Saba'lar buradan başka bir şehre taşındı.Zincirden bir halka koptu ve bunu diğer halkalar izledi.Sanki üstümüzden bir kasırga geçti ve hepimizi ayrı yönlere savurdu.


Keşke hep çocuk/ gençkız kalabilseydik.Büyümek acıtıyormuş meğer.Büyürken haksızlıkla,yalanla,hüsranla,çaresizlikle tanıştık,dertlere sorunlara gömüldük ve büyüdükçe gülmeyi,gülümsemeyi unutmuş asık suratlı yetişkinler olduk.Pembe gözlükler taktığımız,cebimizde umutların,yüzümüzde umursuz gülüşlerin olduğu,sokaklarda şarkılar söylediğimiz( hatta  Mehmet'e Gülüm Benim'i söylettiğimiz)o yıllarda biz hayatı ti-ye alıyorduk oysa hayat bizi çok kötü(!) ti-ye aldı!Birbirimizin herşeyi olduğumuz,birlikte ağlayıp birlikte güldüğümüz,içten,yalansız,hesapsız o dostları ve o yılları çok özlüyorum.Düşündükçe burnumun direği sızlıyor.Sabahlara dek hayaller kurduğumuz,çocukluğun saflığını ve tılsımını hala taşıdığımız,hayatın torbadaki yüzünü henüz bize göstermediği o günler ne kadar değerliymiş meğer.


O yılbaşı gecesinin resimlerine bakıyorum şimdi.Her bir fotoğraf karesinde pırıl pırıl parlayan kızların yüzünde var olan,hatta sırıtan hayata meydan okuyan o umarsız gülüşler içimi acıtıyor.Bu gülüşleri kimler çaldı?Nerede yitirdik?


Bir avuç mutlu ve umutlu gençkızken mutsuz ve umutsuz,farketmez sözcüğünü ezberlemiş,kendi hapishanelerinin duvarlarını kendi elleriyle örmüş ve kendini oraya kapatmış,hayata havlu atmış kadınlara dönüşmemiz ne acı!Artık gökkuşağının altından geçemeyeceğimi biliyorum,hayatın yüzümüzde ve yüreğimizde bıraktığı görünür-görünmez izlerle  yaşamasını  da  öğrendim.


Çok eskiden tanıdığım biri "hep güvendiğin yerde kal" demişti ben  O YILBAŞI


GECESİ'nde KALABİLİRMİYİM?


 

Date: 22 May 2008, Thursday
Comments (2) | Add Comment | More

SALAKLIK TARİHİ

SALAKLIK TARİHİ


bunlar gerçekler SALAKLIK TARİHİ:

1932 yılında Los Angeles olimpiyatlarında fransız atlet Jules Noel'in disk atmada kırdığı olimpiyat rekoru sayılmadı.Çünkü atış izlemesi gereken bütün hakemler sırıkla yüksek atlama yarışmasını izlemek için arkalarını dönmüşlerdi.
--------------------------------------------------------------------------
-1971'de toprak kaymalarını incelemek isteyen Japon bilim adamları büyük bir yağmur fırtınası efekti yaratmak için bir tepeyi yangın hortumlarıylarıyla adam akıllı suladılar.Bu yüzden tepenin çökmesi sonucu meydana gelen heyelanda dört bilim adamıyla 11 izleyici hayatını kaybetti.
--------------------------------------------------------------------------
-1985'de New Orleans'lı cankurtaranlar o yıl şehrin havuzlarında kimsenin boğulmamasını kutlamak için bir parti verdiler.Partide konuklardan biri boğuldu.
--------------------------------------------------------------------------
-1975'te İngiliz bir çift televizyonda en sevdikleri programı izlerken erkek yarım saat süren bir gülme krizi sonucunda kalp krizi geçirerek öldü.Eşi cenazeden sonra programın yapımcılarına bir mektup yazarak kocasını hayatının son dakikalarında bu kadar mutlu ettikleri için teşekkür etti.


Date: 21 May 2008, Wednesday
Comments (4) | Add Comment | More

sarışın banka soymaya kalkarsa

sarışın banka soymaya kalkarsa


Sarışın ile esmer de, köşeyi kolay dönmek için banka soymaya karar vermişler. Esmer bütün gece oturup plan yapmış.

Sabah masanın üzerine kağıtları sermiş, soygunu tüm ayrıntıları ile sarışına anlatmış:

- "İyi anladın değil mi ?" diye de sormuş. "Burası küçük bir semt bankası. Bir tek güvenlik görevlisi var. İşi üç dakikada bitirirsin, ben seni arabada bekleyeceğim."

Binmişler arabaya, gitmişler bankaya. Esmer motoru çalışır tutarak direksiyonda beklerken, sarışın bankaya girmiş.
5 dk. geçmis. 10 dk. geçmis. 15 dk. geçmis.

Esmer korkmaya baslamış. Tam gaza basıp kaçmaya karar vermişken, bankanın kapısı büyük bir gümbürtüyle sonuna kadar açılmış.

Önde sarışın elinde bir ip. İpin ucuna kasa baglanmış, sürükleye sürükleye arabaya koşmaya çalışıyor.

Arkasından güvenlik görevlisi "DUR" diye bağırarak ateş ediyor. Ama koşamıyor çünkü pantolonu ve iç çamaşırı dizlerinden aşağıya inmiş.

Sarışın arabaya atlamış. Esmer gaza basmış ve öfkeyle seslenmiş:

- "Bir de bana planı tam anladığını söylemiştin !.. "
- "Anladim tabii..."
- "Ben sana GÜVENLİK GÖREVLİSİNİ BAĞLA, KASAYI BOŞALT demistim gerzek"..!

Date: 21 May 2008, Wednesday
Comments (3) | Add Comment | More

Koparan anonslar

koparan anonslar


Gülümsemeniz dileğiyle...




koparan anonslar

 

Bu anons sanli urfa'nin bir ilcesinde ilce merkezine dikilen fidanlarin ertesi gün kirilmasindan dolayi belediye hoparlöründen yapilmisitir.
rdikkat dikkat! belediyemizin diktigi agac fidanlarini kiran heyvansa zaten heyvandir. cocuksa heyvan cocugidir. eger büyükse hevyan ogli heyvandir."

kabataş-yalova iskelesi
- sayin yolcular, lütfen tek sira halinde ilerleyelim..... alooo....kime diyorum!!
- .....

eminonu - beyazıt istikametindeki tramvay anonsu :
- sayın yolcular lutfen kapılara yaslanmayınız!!!bir kac dakika sonra:
- arkadasım ysalanmayın diyoruz kapilara ne var o kapilarda anlamadim ki?
-??

eminonu zeytinburnu arasi tramwayda;
-makinist kabininin arkasindakiler rahat durun
-ehuheuhehueh

thy den kalma süper bir anons ise hac seferinde devamlı uçak içinde gezinip duran hacılara deliren bir amirin yaptı ğ ı anonstur.
"sayın yolcular lütfen yerlerinize oturunuz uça ğ ın dengesi bozulabilir"
gerçektende etkileyici olan bu anons bütün yolcuların yerlerine oturmasına sebeb olmu ştur.

kilyos'ta bir plaj.
-lütfen dikkat.sayın müş terilerimiz,lütfen du ş larda sabun kullanmayınız.
15 saniye sonra:
-ulan adama bak hala ş ampuanlanıyor yaa..hi şş ..kese veriyim mi kese?

bir okulda öğretmenin çocuğunu okulda kaybetmesi üzerine hizmetlinin yapmı ş oldu ğu anos:
-peliin! ecele buraya gel. anan beklii.

istanbul ataturk havalimani girisi
polis otosu: lan yavuuuuzz!!... ulan yavuuuuzzz!!(****fonun acik oldugunu farkeder)................ee yavuz bey....


-kamyon söförü saga cek..!
-kamyon söförü saga cek..!
-saga cek laaaaaan..!


sanliurfa'nin siverek ilcesinde hemen hergun duyabileceginiz bir kayip anonsu :
-belediye ilan burosundan duyrulur.. tahminen 3-5 yaslarinda bir kiz cocugu kaybolmustur. bulan ya da gorenlerin zabita amirligine basvurmalari rica olunur

bodrum akturdaki ana plaj, sene 97 ya da 98 yazi:
saat 12: kasarli donerimiz cikmistir, afiyet olsun!
saat 13: alihan lokantasindan getirilen lahmacunlar cikmistir, afiyet olsun!
saat 16: kasarli citir cay simitlerimiz servise hazirdir, afiyet olsun!
buraya kadar hersey normal....
saat 17: turksat uydusu yorungesine oturmustur, hayirli olsun!
turksat uydusunun firlatildigi gune denk gelen bu anons sonucunda tum plaj toplu olarak mavi ekran verir...

van'a askere giderken biri anlatıyor...
- " bilmemne turizimin aziz ve muhterem yolcuları, birazdan "bilmemne" dinlenme tesislerinde yarım saatlik mola verilecektir. ohaaaa !!!! geçtik.....


bir ulusoy anonsu:
sayın yolcularımız, bilmemne tesislerine ulaşmış bulunmaktayız. tuvaletler restoranın hemen yanındadır. afiyet olsun

istanbul poyrazkoy plaji,
- dikkat, dikkat! 5 yasinda bir erkek cocugu bulunmustur. ailesinin danismaya gelmesi rica olunur.
- dikkat..dikkat! 5 yasinda bir erkek cocugu bulunmustur, ailesinin danismaya gelmesi rica olunur. aglama yavrum, aglama"

yer odtu 7. yurt kan aranmaktadir fakat anaonsu yapan teyze dunyadan bihaberdir
-a era ş * pozitif??? yok negatif??? rh miydi? kan araniyor...

cılgınca karlı bi istanbul, yerler buz tutmus.
74 model hayli eski bir vosvosun içinde nerdeyse camlar bile acık yolu görmeye çalışıyoruz.
polis otosu anonsla durumu götürmeye calısıyoo
ve birdenn: "vos vos .. vos vos.. sen neyine güvendin de çıktın?"


köyun muhtarı camiden anons yapmaktadır.
bugün köyün merası biçilip camiye odun alınacaktır.
herkes meraya gelsin
mıymırı çalmayın heydii
( yer: erzurum-ispir)

bagdat caddesinde bir polis arabasi;
- fege sifiryirmidokuz... fege sifiryirmidokuz... parkedilir mi oraya beyfendi...
ordan gecen bir baska polis arabasi;
- beyfendi diyisini yerim senin nuri!

seyyar sebze satıcısının kamyonetinden gelen ses:
- domates var, soğ an var, patlican var... (2 saniyelik duraksama) ...biber de var.

Date: 21 May 2008, Wednesday
Comments (3) | Add Comment | More

Gitme diyemedim

Gitme diyemedim!


En iyi arkadaşım uçtu bir kuş gibi özgürlüğüne kavuşmak için ve ben gitme gidersen beni burada bulamazsın döndüğünde diyemedim.Başka arkadaşlar buldu,yeni ufuklara uçmak istedi, onlarla kanat çırpmak.Belki artık özgürlükten anladığı buydu ve ben özgür bırakmalıydım..Boynunda bir taş gibi taşımasın diye onu sevdiğim için vazgeçmeliydim ondan.


Gerçekten seviyorsan özgür bırakmayı da bileceksin, seviyorsa dönmeli sana..Sevmek bu değilmi?


Aşkta da dostlukta da!


Gitme diyemedim, dilim varmadı.Gitti....

Date: 21 May 2008, Wednesday
Comments (11) | Add Comment | More

Kimi umurunda

Kimin umurunda


Ha bulutların üstüne çıkmışım,


Ha yerin dibine batmışım,


Belki de ikisinin  ortasındayım.


Yaz mevsiminde kara kışı yaşamışım,


Başlara taç edilmiş sonra lanetlenmişim,


Gülmüş,ağlamış,üzülmüşüm,


Belki de ömrünce sürünmüşüm.


Ha yaşamış ha ölmüşüm


Ha batmış ha çıkmışım


Kimin Umurunda!

Date: 20 May 2008, Tuesday
Comments (8) | Add Comment | More

merhaba


____Yapım Aşamasındadır!_______Düzeltlecektir!

Date: 19 May 2008, Monday
Comments (3) | Add Comment | More

Sponsor


Latest Entries

Bir süre
gitme diyemedim
yalan makinesi
Hoşgörülü olmak bu kadar zor mu?
hayatın baharı

Archive

2008 (48)
 July (35)
 June (3)
 May (10)

My Photos

Inube Slide Show

Popular Articles

Bir taksi şoförünün anısı (yazı çok güzel lütfen okuyun)‏
Su hayattır!
Herkes anne baba olmayı hak etmiyor
Gitme diyemedim
Kimi umurunda

Latest Comments

wind: Hayat bey,nelly ve diğerleri...
 ravanam: HIMMMM DERİN MEVZUULAR HADİ...
 ravanam: DUR BENİ ALMADAN NEREYE...
 ravanam: GİDENE GÜLE GÜLE AĞABEYCİ...
wind: Döndüm.... ama herkes hala b...
 Hayta: Herkes biryerler de bende bar...
 wind: İnsanların kırılma anları...
 wind: Değerli arkadaşlarıma teşe...
 wind: Değerli arkadaşım şu kulla...
 Hayta: İnsanların hayatın da böyl...

Search